3 Mayıs 2015 Pazar

Ne zaman cumhuriyet döneminin hatalarından söz etsem, tepki hazırdır: “Cumhuriyetle ne alıp veremediğin var?”


Ne zaman cumhuriyet döneminin hatalarından söz etsem, tepki hazırdır: “Cumhuriyetle ne alıp veremediğin var?”


Alıp veremediğim hiçbir şey yok. Zaten derdim ne cumhuriyetle ne de kurucularıyla: Derdim yapılan yanlışların doğru gösterilmesiyle…

Bu alışkanlık (ya da tercih) tüm geleceğimizi etkiliyor. Daha da acısı, öylesine kabullenmişiz ki, inceleme ve irdeleme gereği dahi duymuyoruz.Hâlbuki karşı karşıya geldiğimiz siyasi ve sosyal sorunların temelinde yakin geçmişimiz yatıyor.Düşünün: Düşünün ki, biz Molla Fenariler, Zembilliler, İbn-i Kemaller, Hızır Çele-bi’ler, Molla Güranî’ler, Hüsrev’ler, Ak Şemsüddin’ler, Ebussuûd Efendiler, Sinan’lar, Barbaros’lar, Turgut Reis’-ler, Uluğ Bey’ler, Koçi Bey’ler, Pirî Paşalar yetiştirmiş, bugün bile iftihar kay-nakla-rımızı oluşturan camiler, kervansaraylar, su kemerleri, vakıflar, vesaireler inşa etmiş bir milletiz…

Zaferleri saymıyorum bile…

Saymıyorum, çünkü tarih savaşlarla değil, eserlerle inşa edilir.Neresinden bakarsanız bakın, tarihimizde övünebileceğimiz pek çok eser ve “insan” anlamında pek çok “ebedi âbide” var…Yanlış olan bunları inkâr ederek kendimizi doksan seneye hapsetmektir. Bu yanlış, özgüvenimize mal oldu, özgüvenimizi yitirdik: 

Batı karşısında aşağılık duygusuna kapıldık.Buna “redd-i miras” derler: Bu redd-i miras, bize pahalıya patladı.

Söyler misiniz lütfen: Yavuz Sultan Selim’i unutturmak için, meşhur “Goben” zırhlısının “Yavuz Sultan Selim” olan adını, Cumhuriyet Türkiye’si sadece “Yavuz” şekline getirmekle ne kazandı, Meclis kürsüsünden Sultan II. Abdülhamid’e ve Sultan Vahideddin’e yapılan saldırılar hangi problemlerimizi çözdü?

Meşhur Fransız yazar Claude Farrer, “Size tuhaf bir şey söyleyeceğim” diye başladığı cümlesini şöyle devam ettiriyor:

“Günümüzün cumhuri-yetçi Türkleri, kendilerini Bayezid’in torunları değil de Timur’un torunları sayıyorlar. Cumhuriyet donanma-sında bir zırhlı var: Almanların eski ‘Goben’ Zırhlısı… Bu gemi-nin adını değiştirmek ve millî bir isim vermek gerekti. Çok haklı olarak ‘Yavuz Selim’ adı teklif edildi. Ama Çankaya Hükûmeti buna razı olmadı. Kısaca ‘Yavuz’ denmesini uygun buldu. Osman’ın (Osman Gazinin) kanı, Ankara’-daki adamlar için tarihten silinmesi gereken, nefret edile-cek bir şey hâline geldi. Tahripkâr ve zalim Cengiz’le Ti-mur; sayısız saraylar yaptıran, mabetler inşa ettiren, yol-lar açan, bunca eyaleti Türk topraklarına katan hü-küm-darlara (padişahlara) tercih edilmektedir… Cumhuriyet Türkleri, cetlerinin mirasını hor görmeye baş-ladılar.” (Claude Ferrere, Türklerin Manevî Gücü, s. 1987 v.d.).

Yabancıları bile dehşete düşüren bu redd-i miras, sa-dece kişilere münhasır kalsaydı, belki tahribat bu seviyede olmayacaktı. Hazin ki, aşiretten beylik, beylikten devlet, devletten imparatorluk çıkaran ve en az 500 sene cihanın üçte birine hâkim kılan temeller de tahrip edildi.Yeni devletin telâkkileri gibi insanları da “modern” olacaktı. 

Örnek vardı: Avrupa… Her vesi-ley-le kuyumuzu kazan, her fırsatta haçlı mantığıyla üzeri-mize çullanan Avrupa… Onun gibi giyinecek, onun yazı-sıyla yazacak, kendi kültür kaynaklarımıza sırt çevirip tarihi-mizi inkâr ederek onun kaynaklarına yönelecektik.Papa’-nın teklifini kabul ederek 

Hıristiyan olmadığı için Fatih’i kına-yacak, Yavuz’u “kanlı katil” ilân edecek, Sultan II. Abdülhamid’e “Kızıl Sultan”, Sultan Vahideddin’e “vatan haini” muamelesi çekecek, bütün tarihi “hane-dan tarihi” ilân edip karaladıktan sonra, Etilerden, Sümerlerden, Moğollardan ec-dat aramaya çıkacaktık…

Vakıalar, vesikalar önemsiz, kaynaklara sadık kalmak gereksizdi. “Millî olmak” yeterliydi. Bu uğurda geçmiş yok ediliyor, koskoca bir boşluk üzerine “yeni kimlik” inşa ediliyordu.“Yok”un üzerine gelecek inşa etmek gibi imkânsız bir hayalin peşinde yıllar tükettik. 
Bir de baktık Süleyman Şah türbesi karşımızda!

Yavuz Bahadıroğlu

Sorulacak en güzel soru şu aslında:
CUMHURIYET MASKESI ALTINDA SİZİN ASIL DERDİNİZ NE ONU Bİ SÖYLEYİN DÜRÜSTÇE?..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder