30 Aralık 2014 Salı

Hayat bizi yaşarken; yine de "elhamdülillah" ısrarla "Ya Allah"..


Hayırlı, nurlu, gül kokulu geceler dilerim...
Bugün mevzu biraz derin..
Yine uzun bi aradan sonra yazmak, nasıl başlayacağımı bilemiyorum.

Neyse!...

Şu fani dünyada küçümsemeyin kimseyi...
Vakti gelince, en yüksekte duranı da bir çukura gömüyorlar.
Büyüdükçe küçüldüğünü görmüşsen, bil ki büyüksün!..

Dünyaya geldiği günden beri, yaşı dışında umutlar, sevdalar, adı konmamış hüzünler büyüttü insan..
Kimi umutlar, sevdalar; mutluluk postunu giydi, bir tebessüm de kayboldu..
Kimi hüzünler gözyaşına büründü, bir damla suda buhar oldu, toprağa yar oldu...
Yada kefen giydi, gönlünde mezar oldu insanın.
Hataları oldu "insan mıyım değil miyim" diye sınadı kendini..
Hataları insan olduğunu idrak ettirdi insana.
Hata yapmazsa ne diye dua edecekti Mevla'ya!
İhanete uğradı, umudu, mutluluğu çalındı belki..
İnsan olan insan kalan ise tek birşeyini çaldırmadı arsıza, hırsıza...
Sırtından vuruldu...
Vaktinde tuttuğu eller, öptüğü eller, türlü türlü hançerlerle yaradılar sırtından..
"Damarlarım temizlendi." dedi, "eyvallah" dedi insan olan, insan kalan...
Mahşer günü "kulum ne getirdin?" diye sorunca Rabb'i sırtını dönüp "yaralarım var Allah'ım" diyeceği izleri oldu insanın...
Nimete şükrettti, belaya hamdetti. Hiçbir an isyan etmedi.
Yaşadıklarından şunu öğrendi insan olan, insan kalan;
"Ne kadar yaşarsan yaşa; yaşın, hayattan aldığın ders kadardır"
İnsan kaç yaşına gelirse gelsin, gerçek yaşı büyüttüğü sevda, yaşattığı umut, kaybolduğu hüzün, kurduğu hayaller, akıttığı gözyaşları , çektiği acı kadardır.

Söyle şimdi sen kaç yaşındasın?...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder