30 Ağustos 2014 Cumartesi

"Allah diye savaşanlara"...

    
     Ahh şu insanoğlu... Allah aşkı ve büyük bir imanla kazanılan bu güzel yurdumuzda, ezan sesinden rahatsız olan insanlar var. Halbuki yurdun dört bir yanı işgal altındayken dahi ezanlarımız susmamış. Rabbim o günü bize göstermesin zaten. Onlar sayesinde bu rahata sahipler fakat farkında değiller.

     Allah Çanakkale'deki tüm Şehitlerimize, Seyit Onbaşı'ya ve bu ülke için canını veren tüm kardeşlerimize rahmet etsin.

     Kabirleri nur, mekanları cennet olsun inşallah...

     Selam ve dua ile...

     Hayırlı akşamlar...

29 Ağustos 2014 Cuma

Hayırlı cumalar...

Rabbim bu cuma gecesi hürmetine kimin ne sıkıntısı varsa gidersin inşallah...

Evlerimize huzur, mutluluk; işlerimize bereket, bedenimize sağlık nasip etsin inşallah...

Tüm işlerimizi hayırla sonuçlandırsın. Kurban olduğum Rabbimiz bizi evlatlarımızla sınamasın inşallah...

Eşlerimizi korusun, gözetsin. Hanımların kocalarına, kocaların hanımlarına hayırlı eş, evlatlarımıza da merhamaetli ana baba olabilmeyi nasip etsin inşallah...

Başta gül kokulu, canımız Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v) ve Ehl-i beytine sonsuz salat ve selam olsun...

Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Merhamaet et, Rahmet et, affet Allah'ım...

Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerimize olsun.

Hayırlı, nurlu, bol dualı cumalar...

26 Ağustos 2014 Salı

Sabır'dır...Sınav'dır...

  
    Rabbim tüm sıkıntılarımızı sabırla karşılamayı ve sabırla,hayırla uğurlamayı nasip etsin bizlere inşallah..

    Hayırlı, huzurlu akşamlar...

    Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerimize olsun...

    Sabır ve dua ile...

24 Ağustos 2014 Pazar

Ayetlerin Seyyidi..."Ayetel Kürsi"



"Bismillahirrahmanirrahim

Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm. Lâ te’huzühû sinetün ve lâ nevm. Lehû mâ fis-semâvâti vemâ fil erd. Menzellezî yeşfeu indehû illâ biiznihi. ya’lemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm velâ yühîtûne bişey’in min ilmihî illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel erd. Velâ yeûdühü hıfzuhumâ ve hüvel aliyyül azîm."

Ayetel Kürsi Anlamı:

"Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur. O hayydır, kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O'nundur. O'nun izni olmadan katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (Hiçbir şey O'na gizli kalmaz.) O’nun bildirdiklerinin dışında insanlar, O'nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür."

     Büyüklüğünü Peygamberimiz’in bildirdiği Bakara sûresinin 255. âyeti… Cenâb-ı Hakk’ın ulûhiyetinin en veciz cümlelerle ifadesi; Âyetü’l-Kürsî…       

      Tamamı on cümle olan Âyetü’l-Kürsî’de Allah Teâlâ’nın birliği, zâtı ile daima diri ve kaim olduğu, uyuklama ve dalgınlık gibi beşerî hallerden münezzeh bulunduğu, kainatı kendi tasarrufunda bulundurduğu ve O’nun izni olmadan katında kimsenin şefaat edemeyeceği, ilminin ezel ve ebediyeti kuşattığı, kudretinin arz ve semaları kapladığı, zâtının yüce olduğu bildirilmek suretiyle tevhid inancının esasları özetle beyân edilmektedir.

        Geceleyin inmiş olan bu Ayet-i Kerimeyi, Efendimiz (SAV), Zeyd’i (RA) çağırarak yazdırmıştır.

     Burada sözü edilen kürsî; bildiğimiz “taht” manasında olmayıp, Yüce Allah’ın şânına lâyık, mahiyetini ancak Allah Teala’nın bildiği bir varlıktır.

        Hayy; lugatte diri ve canlı manasına gelir. Allah’ın yüce sıfatlarından olup, daima var olan, varlığı kesintiye uğramayan, ezelî ve ebedî olan demektir.

        Kayyûm; bütün yaratılmışların idaresini bizzat yürüten ve hepsini hesaba çeken demektir.
Sine; uyuklama demektir ki, âyet-i kerimenin “O’nu uyuklama ve uyku tutmaz” şeklinde tercüme edilen kısmındaki “sine” ve “nevm” kelimeleri arasında bulunan nefy edatı (lâ lafzı), her ikisini de kapsamaktadır.

     Hülasa; mevcûdâtın yönetimi ve denetimi konusunda Allah Teâlâ’ya sehv, gaflet, bıkkınlık ve gevşeklik arız olması söz konusu değildir. Yaratılmışlara ait bu tür zaaflar O’na isnat edilemez. Çünkü O, kemâl sıfatlarla muttasıf olup, her türlü noksanlıktan münezzehtir.

     Hz. Ali (r.a.) konumuzu teşkil eden âyet-i kerimede geçen “hayy u kayyûm” esmâsı ile yalvarmanın müstecâb olduğuna dair bir hatırasını şöyle anlatır:
“Bedir muharebesi günü, Allah Rasûlü (s.a.v)’in ne yapacağına bakıyordum. Birden secdeye giderek “Yâ hayyu yâ kayyûm!” demeye başladı. Ben birkaç defa yanına gidip geldim, o aynı şekilde bunu okuyordu. Tâ ki, fetih müyesser oluncaya kadar bunu okumaya devam ettiler.” Nitekim Rûhu’l-Beyân’da Efendimiz (sav)’in “Yâ hayyu yâ kayyûm!” esması ile Cenab-ı Hak’tan istimdâd etmesi gibi, isim ve sıfatlarından biri ile ihlasla yalvaranlara ilâhî yardımın yetiştiğine dair başka örnekler de verilmektedir.
 
    Âyetü’l-Kürsî’nin faziletleri hakkında muhtelif hadis-i şeriflerde Peygamberimiz; “Kur’ân-ı Kerim’de en büyük âyetin, Âyetü’l-Kürsî’ olduğunu”, “Yatağına girerken Âyetü’l-Kürsî’yi okuyanı Allah’ın muhafaza edeceğini ve kovulmuş şeytanın ona yaklaşamayacağını”, “Bu âyetin içinde Allah’ın en yüce isminin bulunduğunu” ve “Âyetü’l-Kürsî’nin, Kur’ân âyetlerinin seyyidi olduğunu” bildirmişlerdir.” 

    Başka bir hadis-i şerifte ise, “Âyetü’l-Kürsî’yi okuyana Allah bir melek gönderir ve onun hasenâtını yazar. İçinde okunduğu evi şeytan otuz gün terk eder. O eve kırk gün sihir ve sihirbaz giremez” buyurmuşlar, Hazreti Ali (r.a.)’den bunları evladına, ailesine ve komşularına öğretmesini istemişlerdir.

       Âyetü’l-Kürsîyi vakit namazlarının ardından okumayı itiyat edinmek; karşılaştığımız her durumda bizim gibi bir faniye dayanıp güvenmeyi aklımızdan geçirmeden önce, Yüce Allah’ın gözetiminde olduğumuzu düşünmek, O’nu hatırlamak, O’na güvenmek, O’ndan yardım beklemek, O’na sığınmak ve her halükarda O’nun rızasını gözetmek şuurunu canlı tutması bakımından önemlidir. Söz konusu uygulamanın böyle bir inançla sürdürülmesi bu itibarla anlamlıdır. Hayy u kayyûm olan Rabbimizin daima bizi görüp gözettiğinin ve her halimizden haberdar olduğunun şuurunda olmak, bütün hayırlı işlerin başlangıcı olacağı gibi, bilinçsizce yapılacak hatalara da set çekecektir. Bunu özümsemek için, manasını düşünerek okumaya ihtiyacımız var.(alıntı)

     Rabbim layığıyla yapabilmeyi, okumayı nasip etsin inşallah. Her önemli işimde mutlaka okuyorum. Okumayınca eksik hissediyorum. Korkuyorum. Allah'ım hepimizin dualarını kabul etsin inşallah. Yolumuz, bahtımız, şansımız  açık olsun. Allah'ım evlatlarımızı, eşlerimizi, anamızı babamızı bu okunan ayetler hürmetine korusun, muhafaza etsin inşallah. Tabi bizleri de :)

     Allah yar ve yardımcımız olsun. Peygamber Efendimiz (s.a.v) nur yüzlümüz, gül kokulumuza sonsuz salat ve selam olsun.

     Hayırlı, nurlu, gül kokulu geceler...
     Selam ve dua ile...

20 Ağustos 2014 Çarşamba

"HAYIRLISI..."

    

      Ne güzel bir kelime...Rabbim hakkımızda herşeyin hayırlısını nasip etsin...
Biz elimizden geleni yaptık sonrası "hayırlısı" olsun demek.

      Bazen öyle anlar olur ki, ne yapacağımızı bilemeyiz. Belki bir hastalıktır derdimiz, belki bir ayrılık, belki işle ilgili bir sıkıntı, belki de başka içinden çıkamayacağımız bir durum..Ama her zorlukta deriz ki "hayırlısı olsun"..Çünkü biliriz başımıza ne geliyorsa Rabbimizin dilemesiyle. Her iyi olayda da, kötü olayda da bizim göremediğimiz bir hayır var. Rabbim o zor durumlar da sabretmeyi, sabırla nasibimize hamd etmeyi nasip etsin.

     Geçenler de bir yakınımla sohbet ediyorduk. Çok üzgündü. Zor günler geçiyor Rabbim yardımcısı olsun. Çok güzel birşey söyledi. "Hakkımda hayırlısı olsun. Demekki böyle olması gerekiyormuş. Eğer öbür türlü olsaydı daha kötü olacaktı." Bir yandan ağlıyor, bir yandan da hayırlısı diyordu. Hem üzülüyor, hem kabulleniyordu. Çünkü Allah böyle lutfetmişti. O'ndan gelene nasıl karşı çıkar, sitem ederdik ki!..

     Rabbimden gelene hamd olsun. Bizi kaldıramayacağımız, dayanamayacağımız yükler yüklemesin inşallah. Bu dünyadaki sınavımızı kolaylaştırsın. Hakkımızda herşeyin "hayırlısını" nasip etsin inşallah..

 Allah'a emanet olun. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Unutmayın vardır bir hayır...En zor anımızda bile pes etmeyelim, yenik düşmeyelim şeytana...Çünkü en umutsuz an da başlar herşey..

     Öyleyse;

     Umudunu yitirme sakın...

     Sonra mı?

     Sonrası "kun fe yekun"...

     Selam ve dua ile...
     Gül kokulu, nurlu, hayırlı akşamlar...

16 Ağustos 2014 Cumartesi

Hac Mevsimi

 
   "Bismillahirrahmanirrahim"


     Hac zamanının yaklaştığı bu günlerde biraz bu konuya değinmek istiyorum. Kur'an'ı Kerim'de dokuz yerde Hacc, bir yerde de Hicce şeklinde geçen bu kelime ziyaret anlamına gelmektedir. Hac, aynı imanı taşıyan, renk, dil, ırk ayırt etmeyen tüm insanları buluşturan bir ibadettir. Tüm müslümanlar ihrama girerek orada adeta mahşer hayatını yaşamaktadır.

     Rabbim hayırlısıyla gitmek isteyen herkese nasip etsin inşallah. Peygamber Efendimizin(s.a.v) ayak bastığı yerlere gitmek eşsiz tarifsiz bir duygu olsa gerek. İnşallah Rabbim eşlerimiz ve çocuklarımızla  birlikte gitmeyi nasip etsin        bizlere( bana da inşallah..).

     Biraz bahsedecek olursak:

     Hac ibadeti, hicretin 9. yılında farz kılınmış olup, Kuran-ı Kerim, Sünnet ve İcma ile sabit olan bir ibadettir. Her müminin amacı Allah’ın hoşnutluğunu kazanmaktır. Allah'ın rızasını kazanmanın yollarından biri de, peygamberleri aracılığı ile bildirdiği emirleri yerine getirmek, yasaklarından da kaçınmaktır. Allah’ın emirleri insanı iyiye, güzele, doğruya yöneltmek, yasakları ise kötülüklerden uzaklaştırmaktır. Böylece insanı güzel ahlâk sahibi kılarak mutlu olmasını sağlamaktır. Aynı zamanda Allah’ın buyruklarını yerine getirmekle onun sevgisini kazandığımız gibi, verdiği nimetlerden dolayı da şükretmiş oluruz. Çünkü Allah sevgiye, saygıya ve ibadet edilmeye lâyık tek varlıktır.

     İslâm’ın beş temel şartından biri olan hac hem mal hem de bedenle yapılan bir ibadettir. Maddi durumu iyi olanların ömürlerinde bir defa hac ibadetini yapmaları farzdır. Yüce Allah Kur’an’da: “Yoluna gücü yetenlerin Allah’ın evi (Kâbe)ni hac ve ziyaret etmeleri, insanlar üzerinde Allah’ın bir Hakkı’dır.” (Ali İmran Suresi, Ayet 97) buyurmuştur.

     Peygamber Efendimiz; “İslam beş temel esas üzerine kurulmuştur. Bunlar; Allah’tan başka ilah bulunmadığına ve Hz. Muhammed’in Allah’ın Rasulü ve elçisi olduğuna şahitlik etmek, namazı dosdoğru kılmak, zekâtı vermek, hac yapmak ve Ramazan orucunu tutmaktır”(Hadis-i Şerif) buyurmuş ve yapılışını bizzat uygulayarak Müslümanlara öğretmiştir.

     Hac kimlere farzdır ;
1. Müslüman olan
2. Akıllı olan
3. Büluğa ermiş olan
4. Hür olan
5. Ekonomik yönden imkân sahibi olan
6. Sağlıklı olan
7. Yol güvenliğinin bulunması
8. Haccın farz olduğunu bilen
9. Haccın eda edildiği vakte yetişen
10. Kadınlardan can, mal ve namus güvenliği sağlanmış olan
11. Eşi ölmüş veya boşanmış kadınlardan iddet süresini doldurmuş olan

Yukarıdaki şartları sağlayanlara Hac, farz bir ibadettir.

     Niyet ve yapılışı yönünden Haccın çeşitleri ;

1) İfrad Haccı : Sadece hacca niyet edilerek, ihramlı olarak yapılan hacdır.

2) Temettü Haccı : Umre ve hacca, ayrı ayrı niyet edilen ve ayrı ayrı ihramlı olarak yapılan hacdır.

3) Kıran Haccı : Umre ve hacca, birlikte niyet edilerek, ikisini bir tek ihramla birleştirerek (İhramdan çıkmadan birlikte) yapılan hacdır.

 TELBİYE:     LEBBEYK, ALLAHÜMME LEBBEYK,
                     LEBBEYKE LA ŞERİKE LEKE LEBBEYK,
                     İNNEL HAMDE, VENNİ’METE, LEKE VEL MÜLK
                     LA ŞERİKE LEK

"ALLAHIM! DAVETİNE İCABET EDİYORUM, EMRİNE BOYUN EĞİYORUM, BÜTÜN VARLIĞIMLA SANA TESLİM OLDUM.
SENİN HİÇBİR ORTAĞIN YOKTUR, TEKRAR TEKRAR DAVETİNE İCABET EDİYORUM.
ŞÜPHESİZ HAMD SANA MAHSUSTUR, NİMET SENİNDİ, MÜLKDE SENİN.
SENİN HİÇBİR ORTAĞIN YOKTUR."

Bütün yol boyunca bu telbiye sıkça tekrarlanır. Öyle güzel ki...

Devam edelim:

İhram ;Hac yapmak veya Umre yapmak veya Umre ve Haccı birlikte yapmak niyeti ile, sair zamanlarda helal olan bazı davranışları, kişinin kendisine haram kılması demektir.

Tavaf ;Hacer-i Esved hizasından başlayarak Kâbe’nin etrafında yedi defa dönmek demektir. Bu dönüşlerin her birine şavt denir.

Sa’y ;Safa ve Merve tepeleri arasında, Safa’dan başlayarak dört kere gidip üç kere gelmektir.

İhramlıya Yasak Olmayan Şeyler ; İhramlının yıkanması, kokusuz sabun kullanması, diş fırçalaması, diş çektirmesi, kırılan tırnağı ve zarar veren bir kılı koparması, kan aldırması, iğne yaptırması, yara üzerine sargı sardırması, kol saati, yüzük ve bilezik takması, kemer kullanması, omuza çanta asması, yüzü ve başı örtmeden üzerine battaniye, pike ve benzeri şeyler alması, palto ve benzeri giysileri giymeksizin omuza alması yasak değildir.

Kur'an'ı Kerim'de Hac ibadetiyle alakalı şu ayetler vardır:

Bakara Sûresinin 158. Ayeti :
"Şüphesiz, Safa ile Merve Allah’ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kâ’be’yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse bunda bir günah yoktur. Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse şüphesiz, Allah onu bilir, karşılığını verir."

Bakara Sûresinin 189. Ayeti :
"Sana, hilalleri soruyorlar. De ki: “Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Ama iyi davranış, takva sahibi (Allah’a karşı gelmekten sakınan) insanın davranışıdır. Evlere kapılarından girin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz."

Bakara Sûresinin 196. Ayeti :
"Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. Bu kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser. Kurban bulamayan kimse üçü hacda, yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. Bu (durum), ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin."

Bakara Sûresinin 197. Ayeti :
"Hac (ayları), bilinen aylardır. Kim o aylarda hacca başlarsa, artık ona hacda cinsel ilişki, günaha sapmak, kavga etmek yoktur. Siz ne hayır yaparsanız Allah onu bilir. (Ahiret için) azık toplayın. Kuşkusuz, azığın en hayırlısı takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma)dır. Ey akıl sahipleri, bana karşı gelmekten sakının."

Bakara Sûresinin 198. Ayeti :
"(Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizin lütuf ve keremini istemekte size bir günah yoktur. Arafat’tan ayrılıp (sel gibi Müzdelife’ye) akın ettiğinizde Meş’ar-i Haram’da Allah’ı zikredin. Onu, size gösterdiği gibi zikredin. Doğrusu siz onun yol göstermesinden önce yolunu şaşırmışlardan idiniz."

Bakara Sûresinin 200. Ayeti :
"Hac ibadetinizi bitirdiğinizde, artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da kuvvetli bir anışla Allah’ı anın. İnsanlardan, “Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver” diyenler , vardır. Bunların ahirette bir nasibi yoktur."

Âl-i İmrân Sûresinin 96. Ayeti :
"Şüphesiz insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke'de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâbe'dir."

Âl-i İmrân Sûresinin 97. Ayeti :
"Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanınmazsa), şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir. (Kimseye muhtaç değildir, her şey ona muhtaçtır.)"

Mâide Sûresinin 2. Ayeti :
"Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâ’be’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye bir takımlarına beslediğiniz kin, sakın ha sizi, haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir."

Mâide Sûresinin 97. Ayeti :
"Allah; Kabe’yi, o saygıdeğer evi, haram ayı hac kurbanını ve (bu kurbanlara takılı) gerdanlıkları insanlar(ın din ve dünyaları) için ayakta kalma (ve canlanma) sebebi kıldı. Bunlar, göklerde ve yerde ne varsa hepsini Allah’ın bildiğini ve Allah’ın (zaten) her şeyi hakkıyla bilmekte olduğunu bilmeniz içindir."

Tevbe Sûresinin 3. Ayeti :
"Hacc-ı ekber gününde, Allah ve Resûlünden bütün insanlara bir bildiri-dir: Allah ve Resûlü, Allah’a ortak koşanlardan uzaktır. Eğer tövbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır. Ama yüz çevirirseniz, şunu iyi bilin ki, siz Allah’ı âciz bırakabilecek değilsiniz. İnkârcılara, elem dolu bir azabı müjdele!"

Tevbe Sûresinin 19. Ayeti :
"Siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ın bakım ve onarımını, Allah’a ve âhiret gününe iman edip Allah yolunda cihad eden kimse(lerin amelleri) gibi mi tuttunuz? Bunlar Allah katında eşit olmazlar. Allah zâlim topluluğu doğru yola erdirmez."

     Rabbim inşallah bizlere de nasip etsin. Aminnnnnnnnnnnnn....Aminnn... Amin......
Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerimize olsun. Yar ve yardımcımız olsun. Her türlü şerden, beladan, kötülükten bizi muhafaza etsin inşallah. Rabbimin emrettiği gibi salih müslümanlardan olmayı nasip etsin bizlere...

     Selam ve dua ile...
     Hayırlı geceler...
     Allah'a emanet olun...

15 Ağustos 2014 Cuma

Hayırlı Cumalar.....

     Rabbim bu cuma gecesinin hürmetine bizleri bağışlasın, hakkımız da hayırlı olacak dualarımızı kabul etsin inşallah...

     Allah dünyanın heryerinde zulme uğrayan, acı çeken müslüman kardeşlerimize yardım etsin inşallah..

     Belki yaralarına merhem olamıyoruz ama dualarımız onlarla, Rabbim bu dualar hürmetine yar ve yardımcımız olsun.

    Savaşsız, kavgasız, bombasız, acısız; huzurlu, hayırlı ve bereketli cumalarımız olsun inşallah..

    Hayırlı geceler...

12 Ağustos 2014 Salı

"Allah'ım yardım et!.."

   
 



      Hayırlı akşamlar...

     Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerimize olsun..

     Biraz önce yazıma aldığım yoruma bir hayli üzüldüm. Bir türlü anlayamıyorum bu düşmanlığı...Hepimiz din kardeşi değil miyiz?.. Elhamdülillah müslümanız diyoruz. Peki neden birbirimizin kalbini kırıyoruz. Hele de hiç tanımadığımız bir insanı yazdıklarından dolayı.

     Nerede bir Allah yazısı görseler başlıyorlar hakarete, tuhaf tuhaf, saçma sapan yorumlara...
Onlar zaten bu yazıyı okuduklarında kendilerini farkedecekler. Evet sana diyorum kardeşim ve sana...sana...sana..ve sana da...

     Hak din islam..müslümanlık...Sizin gibiler yüzünden yanlış tanıtılan yanlış anlatılan korkulan fakat hiç de öyle olmayan..

     Biz bu paylaşımları Allah rızası için yapıyoruz. Allah kelamı geçiyor biz bununla huzur buluyoruz. Bir nebze olsun bu dünyadan uzaklaşıp Allah'ın ayetlerini emirlerini hatırlayıp, daldığımız dünyadan uzaklaşıp ordan kendimize ders çıkarmaya çalışıyoruz. Sen ne yapıyorsun peki "yok bu yazı doğru mu? bunu nerden buldunuz? siz yobazsınız? " vs...Allah sizi ıslah etsin başka birşey demiyorum.

     Eğer ben yahudi veya hristiyanım desem önümde saygıyla eğileceksiniz. Çok doğru söylüyor bırakın dinini yaşasın diyeceksiniz. Ama iş müslümanlığa gelince sayın, yıkın, dökün.. Sonra bizde müslümanız deyin.

     Yapmayın güzel kardeşim..

     Siz böyle yaptınız diye biz vazgeçmiycez dinimizden de dinimizi yaşamaktan da. Rabbim layığıyla yapabilmeyi, yaşayabilmeyi nasip etsin inşallah hepimize...

     İslam; kardeşliktir, paylaşmaktır, huzurdur, güvendir, yardımlaşmaktır, hoşgörüdür, merhamettir. Cennetin kokusunu günahsız yavrunda bulmaktır. Dua ederken aldığın huzurdan gözlerinin yaşarmasıdır. Müslüman kardeşlerin bir yerlerde acı çekerken sessizce oturup nasıl olsa ben iyiyim demek değil, elinden hiçbir şey gelmiyorsa bile acısını paylaşmaktır. Onlar için dua etmektir. Şüphesiz karıncaların sesini duyan Rabbim elbette bizi de duymakta..

     Biz yaratılanı severiz, Yaradan'dan ötürü...

     Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v) severiz hem de çok severiz. Sonsuz salat ve selam olsun.

     Kim ne nerde desin benim tek bildiğim şudur:
"Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdûhü ve rasûlühû" 

Selam ve dua ile...

9 Ağustos 2014 Cumartesi

Hayırlı geceler...

    

     Rabbim tövbemizi de, secdemizi de, duamızı da kabul eylesin ve hayırla sabaha ulaşmayı nasip etsin inşallah...
     Hayırlı geceler...Dua ile...

4 Ağustos 2014 Pazartesi

Nasılsın diyorlar?...

Nasılsın diyorlar?
İyiyim diyorum,

Ama korkuyorum…

Birileri Allah yolunda, kimileri tecavüze uğrayıp, kimileri liğme liğme edilip öldürülerek cennete giderken,

Ben gürbüz bir beden, rahat bir kafa, tam tekmil bir sofrayla cennete gitmeyi umuyorum ya, işte bu yüzden korkuyorum…

<><><><><><><><><><>


İyiyim diyorum, hatta bazen yanına “elhamdulillah!”ı bile ekliyorum!

Tıka basa doldurduğum karnımı sıvazlarken, “Allah olmayanlara da versin” diyorum.

Dünden kalan yemek yenmeyince, bir kaba koyup köpeklere veriyorum…

İyiyim diyorum! İyi olan herşeyi seviyorum. Ağaçları, kuşları, hayvanları, çocukları seviyorum.

Ama lütfen öldürülmüş çocukları göstermeyin bana, bakamıyorum!

İyiyim gerçekten! Oğlan iyi bir yeri tutturursa, daha büyük bir eve çıkarsam, mobilyaları değiştirirsem, biraz da kilo verirsem daha iyi olacağım!

İyiyim diyorum! Gerçi dün eşim evlilik yıldönümümüzü unutmuştu, doğum günümde çiçek almamıştı, zaten 1 aydır yemeğe de götürmüyor ama olsun, sabırlı insanımdır ben. İyiyim diyeyim, iyi olayım!

İyiyim, iyiyim Orta Afrika’da satırlarla doğranan ben değilim. Suriye’de ırzına geçilen, evi yıkılıp çocukları gözleri önünde öldürülen, yurdundan sürülen ben değilim. Arakan’da Doğu Türkistan’da yakılan ben değilim. Ben değilim kafasına vurulup, elinden ekmeği alınan. Darbeye hayır dediği için idama mahkum edilen ben değilim. Şükür ki Gazze’de bomba atılan iftar sofrası da benim değildi!

İyiyim, iyiyim; Cenneti garantilemiş, cehennemden azad edilmiş gibiyim. Bütün amellerimin yüz puan edeceği kesin! Ramazanda orucum, kandillerde namazım… Kapıcıya 5 lira fazla verdim bu ay. Ahh nasıl insancılım…

<><><><><><><><><><>

İyiyim diyorum ya işte! İyi olan herşeyi seviyorum. Ağaçları, kuşları, hayvanları, çocukları seviyorum.

Ama lütfen öldürülmüş çocukları göstermeyin bana, bakamıyorum!..
(alıntı)

     Ne acı.... Söyleyecek söz bulamıyorum...Doğru söze ne denir ki!..

     Allah yar ve yardımcımız olsun. Peygamberimize yakışır ümmet olmayı nasip etsin inşallah..Hatalarımızı görüp tövbe edip sırat-ı müstakime yönelmeyi nasip etsin..

     Hayırlı,.nurlu, bereketli günler dilerim..Dua ile...

2 Ağustos 2014 Cumartesi

"Aşkın Secdesi"

   Hayırlı sabahlar...
 
   Bugün yeni aldığım bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Kerbala olayını anlatan Ahmet Turgut' un üçüncü kitabı "Aşkın Secdesi"...

    Önsözünü sizlerle paylaşmak istedim.

   "Aramakla bulunamayan rahmetlere talip olan kişi
     ölü balığın dirildiği yerde bekler beni!..
     Unutma!.. Bu seferin evveli "Vav" ile başlar,
     Ahirde görünecek olansa "Hu"nun rahmetidir,
     "Be" ile 'Nokta' bulan..."
    
      Secdedeydim gayrı.
      "Vav-He-Be" ile yazılan kelimelerle yalvardım 'El-Vehhab'a
       bağışı ve hibesiyle eşsiz olana...

      Evet, O'ydu; dilediği kulunu hakikatten haberdar kılan...
     Dilediğini seçip ayıran ve her dilediğini mutlaka yapıp yaptıran...

    Alnım toprakta, gözüm semadayken Kitabın öğrettiği niyazla O'ndaydı muradım.

"Girmem gereken yere sıdk ile girmemi,
Çıkarken sıdk ile çıkmamı dile!..
Ve Katında bir güç,
Bir yardım edici ile beni destekle!..
...Şüphesiz zorluğun ardı kolaylıktır.
Evet, zorluğun ardı kolaylık..."

     Kerbala olayını, Hz.Hüseyin'i anlatan bu yürekler acısı olayı bir kez daha okumak beni çok etkiliyor.

     Şöyle diyordu:

     "Babam, babacım!.." diyerek sızlandıkça kızıla kesmişti Rukayye'nin gözleri. İç çeke çeke "Neredesin?.." diyordu.
"Ey görenin gönül aydınlığı!..
Canlar canı babam!..
Neredesin?..
Görüyor nusun?
Senden geriye kalanlar ne halde şimdi?
Ah babam!..
Neredesin sen, nerede?.."

Rukayye, Hz.Hüseyin'in küçük kızı...Küçük şehit...6 yaşında...Al-i Muhammed'in Şam Kurbanı...

      Rabbim onlara cennetin en güzel yerlerini nasip etsin inşallah...Onlara bu zulmü layık görenler nasıl çıkacak hesap günü Rabbimin karşısına...Ellerinde peygamber torunun kanı..
     Selam olsun Peygamberimiz'in(s.a.v) sevgili torunu Hz.Hüseyin'e...

     Rabbim yar ve yardımcımız olsun...Dua ile...