2 Temmuz 2014 Çarşamba

Dua,rahmet ve istigfara giden yol = NAMAZ

 
  Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerimize olsun...

    Bugün dinimizin direği, imandan sonra en kıymetli ibadetimiz olan namazdan bahsetmek istiyorum.

    Namaz...

    Rabbimizin huzuruna çıktığımız o an...

    Yaradanın huzurunda O'nun izniyle secdesinde olduğumuz o an...

    Bu hepimiz için tarifsiz bir duygudur. Namaz " salat" demektir. Kur'an'daki karşılığı salat'dır. Salat; dua, rahmet ve istigfar demektir.

    Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Namaz dinin direğidir. Namaz kılan kimse, dinini kuvvetlendirir. Namaz kılmayan elbette dinini yıkar."  buyurmuştur.

    Namaz bize Miraç hediyesidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) Miraç' a çıktığında Rabbimiz namazı farz kılmıştır.

    Okuduğum bir yazıda namazın farzları şu şekilde anlatılmaktaydı:

1. Başlangıç tekbiri = Allahü Ekber: İnsan tekbir getirirken dünyasını ellerinin üzerine koyup ardına atar. Önünde sadece Rabb’ine uzanan yol kalır. O yol sırat-ı müstakim’dir.

2. Kıyam: Kıyam, ayakta durmak, ayağa kalkmak, doğrulmaktır. Kıyam, kelime-i tevhidin ilk yarısıdır. Lâ ilâhe illâllah’ın “kulluk edilmeye layık hiçbir varlık yoktur” anlamına gelen lâ ilâhe’sini temsil eder. Bu şirke, küfre, isyana başkaldırıdır. Namazın her kıyamı da öyledir.

3. Kıraat: Kur’an’ın namaza taşınmasıdır. Namaz vahyin bedenidir, vahiy namazın ruhudur. Kıraati tilavetten ayıran şey “anlam”dır. Okuyanın anlama cehdi tilaveti kıraate çevirir. Maksat yaşamaktır. Anlamadan yaşanmaz. Kıraatin kalbi Fatiha’dır.

4. Rükû: Saygıdan dolayı boyun eğmeyi ifade eder. Kıyamdaki saygının bir sonraki aşamasıdır. Rükû tek başına ictimai teslimiyeti, secde ise şahsi teslimiyeti ifade eder. Zira “Rükû edenlerle birlikte rükû edin!” âyeti vardır, fakat “Secde edenlerle birlikte secde edin!” âyeti yoktur. Rükû, kıyam ile secde arasında bir duraktır. Rükû hamd’in beden diline yansımasıdır. Onun için rükûdan doğrulan kul, “Allah hamd edeni işitir” der. Allah Rasulü (s.a.v) cemaate namaz kıldırırken bu cümleyi söylemiş, bunun üzerine Rasulullah’ın (s.a.v) ardında ilk kez namaza duran bir bedevi, “Madem işitir, ben de hamd edeyim o zaman” mantığıyla, “En güzel, sonsuz, en mübarek hamd O’na olsun; gökler ve yerler dolusu hamd O’na olsun!..” diye yüksek sesle hamd etmeye başlamış. Allah Rasulü (s.a.v) namazdan sonra “Kardeşinizin sözlerini yere düşürmemek için semadan meleklerin hücum ettiğini gördüm” buyurmuş ve o bedevinin hamd sözlerini kendisi de namazlarına taşımıştır.

5. Secde: Saygının nihai noktasını ve zirvesini temsil eder. Huşû duyan kalp önce sahibini ayağa kaldırır, sonra boyun eğdirir, en sonunda secdeye vardırır. Secde insanın Allah karşısındaki mahviyet ve kulluğunu temsil eder. Secde insanın insanlığını Allah’ın huzurunda yere koymasıdır. İnsanlığımızı temsil eden alnımızı Allah’ın huzurunda yere koymamız, insanlığımızı borçlu olduğumuz Rabb’e şükür nişanesidir. Secde Allah’a kurban olmaktır. “Secde et ve yaklaş” (‘Alak 96/19) âyeti bunu ifade eder. Secde anne karnındaki saf hale dönüştür. O nedenle secdedeki duruş ceninin anne karnındaki duruşuna benzer.

6. Ka’de: Oturuş, yolculuğun sonunu temsil eder. Salât içinde duanın en yoğun olduğu bölümdür. Dua sadece “ibadetlerin beyni” değil, namazın da beynidir. Selâm miraç yolculuğunun sonunu temsil eder. Sağınız ve solunuzdaki tüm varlığı selâmlayarak, varlığı temsilen bu miracı yaptığınızı söylemiş olursunuz. Namaz teslimiyetinizin alameti, selâm ve selâmet teslimiyetinizin ödülü, teslimiyetiniz İslâm’ınızın alametidir. Selâm vermekle, teslimiyetinizin ödülünü bütün bir varlıkla paylaşmış olursunuz.

     Namaz; salattır, duadır, ibadettir, kulluktur. Namaz çağrıdır, huzurdur. Rabbim bizi secdesiz koymasın. Huzuruna çıkabilmeyi nasip etsin.

    Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Sonsuz salat ve selam Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v) olsun...
 
   Kulağımız ezanda, başımız secdede, ellerimiz ve dilimizde dua ile...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder